KÖŞE YAZISI

Demokrasi ve Krallık

Demokrasi ve Krallık

Nurettin SANCAK


Demokrasi ve Krallık

Bu ikisi arasındaki fark nedir bu yazımızda bunu gündeme getireceğim.

Kral yada krallar, Krallıklar kendilerine ait bir ülkeyi bölgeyi zapt eden, ve oranın sahibi olan, yada orayı sahiplenen aile, kişi yada kabilelerden oluşan yönetim şeklidir.

Dünyadaki bir çok yönetim şeklinden bir şekildir Krallık.

Şu anda dünyada yaşayan en büyük ve eski krallık elbette İngiltere krallığıdır.

Daha yüz yıl öncesine kadar, bizde Osmanlı İmparatorluğu adı altında dünyanın en büyük krallığına sahip idik.

Dünyaya en uzun hükmetmiş, dünyanın 3/2'sine sahip olmuş, dünya insanlığına huzur güven ve Adaleti götüren bir anlayış sergilemiş bir imparatorluk.

Hala dünyanın bir çok bölgesinde, başta Afrika ve Orta-doğu olmak üzere Osmanlı'nın adaleti ve insana verdiği değer anlatılmaya devam ediyor.

Demokrasi ise, bir ülkede seçimle iş başına gelen, bir grup, bir düşünce, bir felsefe yada bir bireyin yönettiği, anayasal çerçevedeki, uluslararası anlaşma ve sözleşmelere bağlı, iç hukukunda çevre, kültür, ananeler, ve ülkedeki fikir yapılarının etkili oldugu, dış hukukta ise uluslararası yaptırımlara bağlı bir yönetim şeklidir.

Seçilenlerin ülkenin sahibi değil, sadece kendilerine çizilen sınırlar içerisinde ülkede yönetim memurluğuna atanan, bir yönetim anlayışıdır.

Zorda kaldıklarında istifa eden, zora bıraktıkları kişiler tarafından ise mahkemede yargı önüne çıkarak hesap veren bir yönetim anlayışıdır sözde demokrasi.

Lakin ülkeyi yöneten A partisinin genel başkanının, yada Başbakanın sözleri uluslararası emperyalist güçlerin hoşuna gitmeyen bir konuşması yada sözü olursa o kişiyi uluslararası mahkemeler ve kendi ülkesindeki masalarını harekete geçirerek ya illegal bir iktidar elde etme gayreti, yada sokak ayaklanması ile o ülkedeki demokrasi memuru olarak iktidara gelmiş, sözde seçilmiş, ama özde atanmış kişiyi al aşağı etme gayreti ve kaosu başlar.

Bu durum bütün sözde demokrasi ile yönetilen ülkelerde böyledir.

Yalnızca İngiltere krallığına bağlı ülkelerde, yani akraba krallıklarda böyle değildir.

Orada da her şey göstermeliktir, ama ülkenin gerçek sahibi kraldır.

Yani ülke sahipsiz değildir!

Ülkesini seven ve ona bir Devlet Başkanı edası ile ülkesini benimseyen kişi yada iktidarlar, her daim başları bela ve musibetlerde karşı karşıya yaşamak zorundadırlar.

Ülkende milli olmayı ve tam bağımsızlığı isteme hakkın olamaz, çünkü sen ülkenin sahibi değilsin mantığı ile sözde muhalifleri vardır ülkelerin.

Birde yine emperyalist güçlerin kontrolü altında sözde komünizm yönetimleri vardır.

Mesela Çin gibi.

Bu ülkeler geçmişte olduğu gibi bu günde BM daimi temsilcisi olan 5 ülkeden biridirler.

Ne komik değil mi