KÖŞE YAZISI

Gerçekten Demokrasi mi İstiyorsunuz?

Gerçekten Demokrasi mi İstiyorsunuz?

Aşir GÜLER


Bugün Türkiye'de bir kesim ısrarla baskı altında  olduklarını, yaşam tarzlarına müdahale edildiğini, dolayısıyla özgürlük ve demokrasi istediklerini dile getiriyorlar.


Peki bu kesim gerçekten demokrasi ve özgürlük mu istiyor, dertleri bu mu?

Şöyle bir tarihe, Türkiye demokrasi tarihine dönüp baktığımızda durumun pek de öyle olmadığını görüyoruz. Dünya şartlarında dayatmasıyla ilk demokrasi sınavımızı 1950'de rahmetli Menderes'in %60 oyla kazandığı Demokrat Parti iktidarını görüyoruz. Tek partiden demokrasiye geçişin örneği olan çok partili sisteme geçtiğimiz dönem. Fakat bugün "Demokrasi istiyoruz" diyenler, nedense o gün darbe istediler.
Halkın seçtiği başbakanı ve 2 bakanı hukuksuz bir şekilde astılar...

Demokrasi ve özgürlük istiyoruz diyenler darbe şakşakçılığı yaptılar, Tarih bunu net bir şekilde önümüze koyuyor. Hatta, bugün o darbeye, "devrim" diyorlar!

60 darbesinden sonra yetmişli yıllara geldik. Orada da tekrar bu kesimin desteğiyle Silahlı Kuvvetler duruma el koydu ve bildiğimiz malum. Deniz Gezmiş ve arkadaşlarını astılar... Demokrasi, yine rafa kaldırıldı!

Çok geçmeden 1980'de tekrar bir darbe oldu.
Yine, bu dediğimiz kesim darbeyi alkışladı ve "Sonuna kadar askerlerin yanındayız" beyanatında bulundular

90'lı yıllara geldiğimizde 28 şubat post-modern darbesi ile karşılaştık... Yine, bugün demokrasi diyen insanlar o gün darbecilerin yanında oldular,
darbecileri alkışladılar. Yaklaşık 100,000 genç kızın hayatını altüst ettiler, başörtü yasağı ile. İkna odaları kurdular, insanların hayatlarını travmaya çevirdiler, yasak üstüne yasak getirdiler,
insanlara hayatı zehir ettiler yaşanmaz hale getirdiler. Okulu bırakanlar, yurt dışına gidenler, psikolojisi bozulanlar ailesi ile karşı karşıya kalanlar utanç içinde başörtüsünün üzerine peruk takarak okula gidenler... Dindarlara, muhafazakarlara hayatı zindan ettiler
ve bu acımasızca uygulamaları bugün, "Demokrasi ve özgürlük istiyoruz" diyenler hunharca yaptılar ve alkışladılar.
Sonuna kadar, 28 Şubat'ı desteklediler...

Bu kesimi "Gezi"de de gördük. Seçilmiş Başbakanı, seçilmiş hükümeti gayri meşru yollarla indirmeye kalkıştılar, başbakanlık binasını basmaya ve yaşamı hayatı durdurmaya kalkıştılar.
Sloganları da buydu:
"Hayatı durdurun"

Ülke ekonomisini 150 milyar dolar zarara uğrattılar, toplumu kutuplaştırdılar.

Demokrasi ve özgürlük isteyen bu kesimi 15 Temmuz'da da gördük, balkonlardan tanklara çiçekler atanlar, alkışlarda bulunanlar. Bankamatik, benzin ve market kuyruklarında gördük, dertleri hiç de demokrasi ve özgürlük değildi. Tam aksine, kendi düşüncelerinde olmayan hükümeti, "Devirelim de, nasıl devirirsek devirelim" modundaydılar. Tabii başaramadılar...
Erdoğan'ın cesareti, doğru hareketleriyle darbe başarısız oldu ve demokrasi, özgürlük isteyen kesim hayal kırıklığına uğradı.

Şimdi, bugün bütün umutlarını, esasında normalde belki yüzüne bile bakmayacakları bir kişiye bağlamışlar. Karadenizli, kısmen muhafazakar, esasında sürekli aşağıladakları müteahhit bir adayın peşindeler ve şunu söylüyorlar:
"Demokrasi ve özgürlük istiyoruz"

Sizce, gerçekten dertleri demokrasi ve özgürlük mü ?